Hayattaki şans faktörü

Bu aralar 'olasılıksız' diye bir kitap okuyorum. Gerçi daha çok başındayım kitabın ama şimdiden kafamı bir çok konuda karıncalandırmaya başladı. Her bölümden sonra ister istemez bir sorgulama içine giriyorsun kendini, hayatı. Şans denilen şey gerçekte nedir veya şansın nasıl bir çalışma mantığı var ? Bir çok insan şans, kader ve yazgı triosunu aynı kefede değerlendirir. Ama işin aslı gerçektende nedir ?


Şans, aslında ne kadar garip bir kavram. Ne zaman, nerede ve ne şekilde sizi bulacağı asla öngürelemez bir kavram hatta. Yüzde yüz güvendiğiniz ve "artık tamam" dediğiniz işler hiç beklenmeyen bir faktör yüzünden 'tepe taklak' olmadı mı hiç ? Veya hiç inacınız olmadığı ve beklemediğiniz halde başardığınız veya sahip olduğunuz birşey olmadı mı? Şans sizin kontorlünüz dışında gelişen diğer etkenler olarak nitelendirebilir miyiz?


Kader, kısmet, yazgı veya şans artık nasıl adlandırırsanız bilemiyorum ama peki neye göre işler? İnsan bir kader çizgisi üzerine mi doğar diye sorayım veya. Kader çizgisinden kasıt herşey önceden planlanmış ve programlanmış mıdır? Yani heşey aslında bizim kontrolümüzde değil de sadece olması gerekeni mi yaşıyoruz? Bir insan kendi kaderini düzenleyemez mi ?


Gördüğünüz gibi sonsuz bir döngü içine giriyorsunuz biraz bu konuda kafa yorunca. aslında daha sorulacak bir ton soru, çözülmeyi bekleyen bir çok sorun vardır bu konu hakkında. Bunların cevaplarını zaten yıllardan beri felsefecisinden tutunda, fizikçisine kadar araştırmış ve hatta hala araştırma halindeler.


Şimdi birazcık bizde eğilelim bu konu üzerine. 'determinizm' denilen felsefe çıkıyor burda aslında. daha türkçeleşmiş ve anlaşılır kavramı "kadercilik". "Birşey olacağı için olur" gibi hayli basitleştirebiliriz bunu. Aslında çok fazla basit oldu ama temel budur. Daha terimsel ve kavramsal tanımını da şöyle yapabiliriz; "Bütün evren atomlardan oluşuyorsa ve bu atomlar da belli bir kurala göre davranıyorsa, o kural değişmediği sürece atomların yapacağı herşey bellidir". Yani evren içinde biz sadece daha önceden belirlenmiş komutları yapan basit bireyleriz. Tamam sanırım bu son cümlemden 'determinist' olmadığım veya tam olarak inanmadığımı anlamışsınızdır. İnsan düşünce gücü olan ve çevresinde gelişen olaylara akıl ve mantık çerçevesinde yön veren bir canlı değil mi ?


Şimdi bir örnek üzerinde saçmalamama devam edeyeyim. Bir otomobil ile sehir halindeyim. Kırmızı ışık yanmış ve önümdeki araç yavaşlıyor. Ben olayları akışına bırakırsam elde edeceğim sonuç ne ? Arabam sehir halinde olduğu için belli bir hızı var. Önümdeki araç 'durma' noktasına geldiği için sabit. Yani sonuç muhtemel bir kaza. Peki bu kaza niye oldu? Benim olaya müdahale etmeyip 'fren' pedalına dokunmamam yüzünden mi yoksa olması gerektiği için mi ? Şu anda "amma saçmaladığın" dediğinizi duyabiliyor gibiyim. Basit bir örnek belkide zayıf kaldı ama temeli baz alın lütfen. Yani yaşadığımız olaylar döngüsünde olanlar kimin elinde. Tanrı, yaratılış  mitlerine vs.girmek istemiyorum hatta özellikle kaçınıyorum bu konudan. Ama en güzel determinizm yaklaşımı olur yaratılış. "O öyle istedi oldu". Yalnız burada inkar ettiğimi söylemiyorum. Sadece düşünüyorum. İnanç seviyenizi test eden bir şey aslında bu şans faktörü.


Herşeyi yaradana bağlamak ne derecene doğru tartışılır. Varlığını inkar etmiyorum sadece düşünüyorum. Ki düşünmek bana verilen bir yetenek, beni diğer canlılardan ayıran en önemli yetenek hatta. Hala aynı soru üzerinde kafa yormaktayım; "Hayatımın kontrolü kimin elinde ?". Herşey olacağı için olacaksa ve bunu değiştirebileceğimin garantisi yoksa akışına bıraksam hayatı olacak şeyler yinede olur mu ? Kaos teorisi ne derdi; dünyanın bir ucunda bir kelebek kanat çırpsa, diğer uçunda oluşacak tsunami'yi tetikleyebilir. kuantum fiziği filanda katmak istiyorum aslında işin içine ama çok daha fazla çıkmaza girip boğulmaktan korkuyorum. 


Uzun bir yazı oldu ama bir sonuca bağlanabildim mi? Hiç sanmıyorum.. Sadece mevcut karmaşıklığıma yeni birilerini çekmeye çalıştım. Herşeyin sadece siyah ve beyaz olmadığını içinde bazen gri de olabileceğini anlatmaya çalışmışta olabilirim. Şans, kader, kısmet.. bunlar hakkında size anlatabileceğim tek şey, bunları size anlatabilecek kişinin ben olmadığım gerçeğini kabullenmiş olmam...

Yorum Yaz